-- İzledim

Çin’in Diğer Tarihi-Mete Han

Aşağıda Çin yapımı “Mete Han” filmini kısayolunu koyuyorum ve hararetle tavsiye ediyorum:

https://ok.ru/video/34384906895
 
İnsan ilk başta Çini (muhtemelen bugünkü coğrafyaya göre sadece kısmen) işgal eden bir Türk’le ilgili filminin pek de hoş olmayacağını düşünebiliyor. Seyredince de “biz çekseydik daha iyi yapamazdık”  sonucuna varıyorum. Çin’in diğer tarihi de gerçekten bir kitap adıymış galiba..
 
Hatta daha da  ötesine geçiyorum, seyretmenizi tavsiye etmeyeceğim Amerikan yapımı “Attila The Hun” filmi ile kıyaslayacak olsak bu filmi yapabilen Çinlilere saygıyla yerlere eğilirim; 
 
Kendi adıma filmden değerli şeyler öğrendim;
 * Bir perspektiften çok acımasız, sert olduğu düşünülebilecek Mete Han‘ın bu sertliğinin nasıl içinde bulunduğu insani çevreyle birebir bağlantılı olduğu, ya böyle olacağı ya da entrikalarla bozuk para gibi harcanacağı… Bu “insani çevre”nin de bir tek Türkler değil daha da bile ziyade Çinliler olduğu..  Onun her bir sert hareketinin öncesinde ya bir zehirlenme girişimi, ya öldürücü bir entrikaya maruz kalma, vatan korumasına karşı gevşeklik vb tespit edebilirsiniz..
 
* Belki de 15 Temmuzda şaşırtıcı bir şekilde ayağa kalkıveren o vatana düşkünlüğün ruh kökleri olduğunu düşünebileceğiniz bir çok şey… Erol Göka’nın bahsettiği tarihsel psikoloji için bir dolu güzel veri..
 
* Türklerin din/tanrı anlayışının hakikaten de İslam’la bir süreklilik içerdiğinin gerçekten de düşünülebileceği, bu iddianın basit bir şekilde “ülkücü propaganda” olmadığı/olmayabileceği, en azından dikkate değer olduğu, 
 
* şartlar gözetilmediği takdirde kolayca çılgınca bir zalimlik olduğu düşünülebilen meşhur babasını öldürme anının, (Batılı yaptığında bunun adının bağımsızlık düşkünlüğü olduğuna dair teoriler dinleyebileceğiniz ve kendi adıma dinlediğim) acı ama sert bir meşrutiyet içerdiğini,
 
* babasının “oku at oğlum, ok Gök Tanrı dilemedikçe yaydan çıkmaz” demesinin (baba kendini suçlu hissetmektedir. Zira fettan bir Çinli kadın yüzünden defalarca kendi oğlunun mahvına çalışmaya “dur” diyememiştir, kadının entrikalarını anlamasına rağmen ona mani olacak dirayeti gösterememiştir) ne kadar da meşhur “oku sen atmadın ama Allah attı” ayetine benzemesi…
 
* Aynısını daha sonra Anadolu’daki Türklerin Bizans ve sonrasında Haçlı Avrupa için söylemek zorunda kaldıkları gibi, bu savaş silsilesi basit bir savaşma arzusu değildir “siz onlara baskın olmazsanız onlar sizi alacaklardır” Bu var olma mücadelesidir. Mete Han öyle söyler; ya o Çini alacak ya da Çin onu alacaktır. “Hoş bir sulh” gibi bir seçeneği ortadan kaldıran en azından bu özel durumda Mete Han değil Çinlilerdir.  Nitekim Romalılar da daha İtalya yarımadasından dışarı bile çıkmadan önce “ya büyürüz ya yok oluruz” diyerek bugünkü Batı yayılmacılığının köklerini kurmuşlar. Bu esas doğası hareket olan (Kuran’daki “o her an bir iştedir” ayetini hatırlayın) dünyada durmak düşmek, sonra da esir olmak, sonra da yok olmak  demektir. Durmak yok olma sürecinin ilk etabıdır. “Siyasi idealizmden” hiç hazzetmediğimi saklamayacağım. Siyasi idealistler daha fazla cürmü daha meşrulaşmış bir şekilde işleyebiliyor. 
 
* Siyası fitne-fesadın MÖ 220 ile bugün arasında çok da fazla değişmediğini vb.
 
Neyse bu filmi kaçırmayın.. ?
 
Muhabbetle
 
Not:  İnsanın kendi vatanını, kendi insanını, kültürünü sevmesi ?ile tüm insanlığı, tüm kültürleri değerli bilmesi, içlerinde muhakkak öğrenmeye değer, istifade edilecek bir şeyler olduğunda en ufak bir tereddütü olmaması, hatta bunu uygulamaya dökmesi, hangi milletten olursa olsun insanın insan olması hasebiyle “aziz ve değerli” ?olduğu veya bu imkanı taşıdığı arasında asla bir tutarsızlık görememiş olmaktan GURUR DUYUYOOORRRUUUMMMMMM!!! YİPPUUUU…?

Yorumlar

Yorum