Utanç ve Feraset

Biraz zorlu bir konu olan “utanç travma”sını çalışırken bunu iyi anlattığını düşündüğüm sanat eserlerini bulmaya çalıştım. Bu yazıyı kısa tutmak için listeyi (Dipnot-1) aşağıda ayrıca vereceğim, ilgilenen bakabilir ve burada sadece bir tanesi üzerine yazacağım: Bu Selda Bağcan’ın “Boyacı Çocuk” isimli şarkısı.

 
İlgilenenler için sözlerini (Dipnot-2) yine ayrıca aşağıda koydum.
 
Şarkıda esas konu bir boyacı çocuğun sandığının dilinden anlatılır. Küçük bir çocuk ayakkabı boyacılığı yapmaktadır. Sonra okuluna gittiğinde eline siyah boya bulaşmış ellerini saklamaya çalışır. Onun için bu saklanması gereken bir “kara utanç” tır. Bunu becerir becermesine ama bu sefer durmadan ellerini yıkadığı tekrarlı rüyalar görmeye başlar. Şarkı şu son sözlerle biter (01:50) 
 
Eğer onun büyükleri de duysaydı benim kadar,
Bu dünyada çocuklar ellerinden utanmazlar.
 
“Utanmazlar” sözü ikinci bir kez tekrarlanır. Üçüncüde bir çığlığa dönüşür ve (müzikal tabirleri bilmediğim için bağışlayın ben kendi bildiğimden gideyim) ses “yırtılır”. Bu yırtılmayla adeta şarkıdan bir  miktar daha fazla yaklaşırız gerçeğe. Utancın insana ne yaptığını biraz daha anlar gibi oluruz.
Ben tabii ki rüyaların Marksist ekonomik-politik kökenlerini kabul ediyor değilim. (Dipnot-3) Ancak Selda Marksizmini çok ama çok aşan sanatı ile “kara utancı” anlatmayı  layıkıyla becerir.
Böylesi acı bir şeyi söz konusu etmek hangi durumda doğru olur? Bu ancak ve ancak olayların sonrasını da görmeyi kapsayan feraseti harekete geçiriyorsa olabilir; utanç utançla bitmez. Bu işin bir de sonrası var. Acılar dindirilebilir, kırılan kalpler onarılabilir, acı deneyimler şifa bulduktan sonra insanı daha üst bir varoluş düzeyine taşıyan vasıtalara dönüşebilir.
Allah bizleri olayların sadece “şimdi burada” halini değil sonralarını da görebilen ve kendilerinin ötesine geçip başkalarının da sıkıntılarını giderebilen insanlar kılsın. 
 
Muhabbetle
Dipnot-1:  Diğerleri;
  •  Cem Karaca’nın meşhur “tamirci çırağı”. Romanlardaki gibi bir aşkı umut edip zengin kıza yakınlık gösteren tamirci çırağına romanlardakinin aksine kız kendisine bile değil, ustasına bakarak  “kim bu serseri?” der.  “işçisin işçi kal”
  •  Stephen King’in şaheseri Carrie filmi. Telekinezi özelliği öfkelendikçe artan Carrie’nin  kendisine yapılan korkunç şakaya reaksiyonu tam bir gazaba dönüşür.
  •  Suç ve Ceza’da hoyratca onuru kırılan Katerina’nın çıldırış ve ölüşü 
  • Tüm yakınlarını kaybedince köyden şehre zengin amcasının yanına gelen Kezban’a şımarık kızların gülüşü. Ancak batı kültüründe olduğu gibi trajediye değil de mutlu sona inanan kültürümüzün sonucu olacak ki sonuçta  esas kazanan Kezban olur. 
  • Maupassant’ın bir hikayesinde çocukken tacize uğradığı için diğer çocukların aralarına almadığı kız (genç kız olunca, kasabaya dışarıdan gelen bir haso delikanlı onunla evlenmek ister. Düğün sonrasında faytonla köprüden geçerken densizin birisi “geçmişi” bağırır ve kız kendini gelinlikle nehre atar.Cenazesine ise yine tek bir kişi katılır; eşi.
  • Bir Hint klasiği olan Devdas’ta kızının asil bir ailenin oğluyla evleneceğini zanneden anne sevincini göstermek için tüm ruhuyla herkesin içinde dans eder.  Ama oğlanın Aliye Rona gibi annesinden aldığı korkunç tepki herşeyi yıkıp geçer. 
  • Emily Bronte’nin Rüzgarlı Bayırında zengin evine evlatlık alınan çingene oğlan Heathcliff evin kızı Kathy’yi  sever. Esasında kız da onu sever. Ama kız bir arkadaşıyla konuşurken böylesi bir evliliğin olacak şey olmadığını anlatırken bunu kazara duyan Heathcliff onu edebiyat tarihine “hem aşık olma hem de nefret etmenin” baş kahramanı olarak geçirecek intikam sürecini başlatır. Leyla gibi Kathy ona geldiği zaman ise artık çok geçtir ama bu sefer başka duygularla.
Dipnot-2: Dört köşe bir sandığım ben
Üstümde aynalar boyalar var
Üstümde fırçalar cilalar
Dört köşe bir sandığım ben

On yaşında bir çocuk
Taşır beni yarım gün
En az on kiloyum ben
Boyum onunkinden büyük

Çocuk okulada gider
Boyam çıkmaz ellerinden
Utanır arkadaşlarından
Çocuk saklar ellerini

Rüyalarında yıkanır
Yıkanır hep yıkanır
Söyleyemez ellerinin
Kara utancını çocuk

Eğer onun büyükleri de
Duysaydı benim kadar,
Bu dünyada çocuklar
Ellerinden utanmazlar.
Dipnot-3: Ediyor olsaydım “yeterli para kazanamayan adam karısını dövmesin de ne yapsın” söylemine de katılmak zorunda kalırdım.